ŞEHİTLER SERDARI İMAM HÜSEYİN
Hz. Hüseyin, Resûlullah Hz. Muhammed'in (s.a.v.) gönlünde müstesna bir yere sahip olan sevgili torunudur. Çocukluğundan itibaren dedesinin şefkat, merhamet ve hikmet ikliminde yetişmiş; onun rahmet dolu terbiyesiyle olgunlaşmıştır. Resûlullah onu kucağına alır, omuzlarında taşır ve "Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir." müjdesini verirdi. Bir gün secde hâlindeyken Hasan ve Hüseyin sırtına çıktığında secdesini uzatmış, namazdan sonra da, "Torunlarım sırtıma bindi, onu aceleyle indirmek istemedim." buyurarak onlara olan sonsuz sevgisini göstermiştir. Yine meşhur hadisinde, "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah, Hüseyin'i seveni sever." buyurarak onun manevî makamını ümmete ilan etmiştir.
Aile Mirası: İlim, Cesaret ve İffet
Babası Hz. Ali'nin rahlesinde büyüyen Hz. Hüseyin; cesareti, ilmi ve adaleti ondan miras almıştır. Hz. Ali, oğullarına dünyaya aldanmamayı, mazlumun yanında durmayı ve hakkı haykırmayı öğütlerdi. Hz. Hüseyin de babasının bu mukaddes emanetini ömrü boyunca taşımış, nihayetinde Kerbelâ'da canını ortaya koyarak bu duruşun en parlak tezahürü olmuştur.
Annesi Hz. Fâtıma'nın iffet dolu terbiyesi ise onun şahsiyetine derin izler bırakmıştır. Evlatlarına tevazuyu, sabrı ve Allah sevgisini yaşayarak öğreten Hz. Fâtıma'nın nezaketi, Hz. Hüseyin'in doğru sözlülüğünde ve şefkat dolu kalbinde hayat bulmuştur. Böylece onda; annesinin zarafeti, babasının cesareti ve dedesinin rahmeti birleşmiştir.
Kardeşlik Bağı ve Cennet Müjdesi
Hz. Hüseyin, ağabeyi Hz. Hasan ile birlikte Ehl-i Beyt'in iki nur yıldızı olarak büyümüştür. Hayatları boyunca birlik ve kardeşliğin en güzel örneğini sergileyen bu iki kardeşten Hz. Hasan, ümmet içinde kan dökülmesini engellemek için sulhu seçtiğinde, Hz. Hüseyin ona duyduğu hürmetle bu kararı sonuna kadar desteklemiştir. Onların bağı, dünya menfaatinden uzak, tamamen Allah rızasına adanmış bir muhabbetin sembolüdür.
İslâm rivayetlerinde Cebrâil'in (a.s.) de Hz. Hüseyin'e olan ilahî ikramı müjdelediği nakledilir. Cebrâil, Resûlullah'a gelerek bu iki kardeşin cennetteki makamını haber vermiş, ayrıca ileride Kerbelâ'da yaşanacak büyük imtihanın toprağını Efendimize getirmiştir. Allah Resûlü'nün bu haber karşısında gözyaşı döktüğünü aktaran bu rivayetler, Hz. Hüseyin'in daha çocuk yaşlarında ilahî bir hikmetle seçildiğinin göstergesidir.
Vicdanın ve Adaletin Canlı Timsali
Hz. Hüseyin'in güzel ahlâkı, Kur'an'ın ve Resûlullah'ın sünnetinin canlı bir yansımasıdır. Cömertliğiyle gönülleri doyurmuş, tevazusuyla herkesin sevgisini kazanmış, affetmeyi intikamdan üstün tutmuştur. O, haksızlık karşısında susmayan vicdanın, adalet uğruna fedakârlığın ve en ağır imtihanlarda bile elden bırakmadığı sabrın adıdır.
O, sadece Ehl-i Beyt'in mübarek bir ferdi değil; asırları aşan bir hakikat meşalesidir. Bugün adı anıldığında gönüller hürmetle eğilir, Kerbelâ'nın hüznüyle gözler nemlenir. İnsanlık, onun şahsında izzetin, sadakatin ve ilahî aşka bağlılığın en yüksek örneğini hatırlar. Onu sevmek; doğruluğu, merhameti ve insanlık onurunu sevmektir.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi daima onun, Ehl-i Beyt'in ve onların izinden samimiyetle yürüyenlerin üzerine olsun.
KAYNAKÇA
Buhârî, Muhammed b. İsmâil, el-Câmiu’s-sahîh ("Menâkıb" ve "Fezâilü Ashâbi'n-Nebî" bölümleri).
Müslim b. Haccâc, el-Câmiu’s-sahîh ("Fezâilü’s-sahâbe" bölümü).
Tirmizî, Muhammed b. Îsâ, el-Câmiu’s-sahîh (Sünen-i Tirmizî) (Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in faziletlerine dair hadisler).
SERDARI İMAM HÜSEYİN
Hz. Hüseyin, Resûlullah Hz. Muhammed'in (s.a.v.) gönlünde müstesna bir yere sahip olan sevgili torunudur. Daha çocuk yaşlarından itibaren dedesinin şefkat, merhamet ve hikmet ikliminde yetişmiş, onun rahmet dolu terbiyesiyle olgunlaşmıştır. Resûlullah onu kucağına alır, omuzlarında taşır, öper ve ümmetine, "Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir." müjdesini verirdi. Bir gün secde hâlindeyken Hasan ve Hüseyin sırtına çıktığında secdesini uzatmış, namazdan sonra da, "Torunlarım sırtıma bindi, onu aceleyle indirmek istemedim." buyurarak onlara olan sonsuz sevgisini göstermiştir. Yine meşhur hadisinde, "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah, Hüseyin'i seveni sever." buyurarak onun manevî makamını ümmete ilan etmiştir.
Babası Hz. Ali'nin yanında büyüyen Hz. Hüseyin, cesareti, ilmi, adaleti ve hikmeti ondan öğrenmiştir. Hz. Ali, oğullarına dünyaya aldanmamayı, mazlumun yanında olmayı ve hakkı söylemekten çekinmemeyi öğütlerdi. Hz. Hüseyin de babasının bu emanetini ömrü boyunca taşımış, Kerbelâ'da canını ortaya koyarak hak ve adalet uğruna mücadele etmiştir. Onun vakur duruşu, Hz. Ali'nin ilim ve cesaret mirasının en parlak tezahürlerinden biri olmuştur.
Annesi Hz. Fâtıma'nın rahmet ve iffet dolu terbiyesi, Hz. Hüseyin'in şahsiyetine derin izler bırakmıştır. Hz. Fâtıma, evlatlarına tevazuyu, paylaşmayı, sabrı ve Allah sevgisini yaşayarak öğretmiş; geceleri ümmet için dua eden merhamet sahibi bir anne olmuştur. Hz. Hüseyin de annesinden aldığı bu manevî mirasla gönlü geniş, sözü doğru, ahlâkı güzel ve kalbi şefkat dolu bir insan olarak yetişmiştir. Onda annesinin nezaketi, babasının cesareti ve dedesinin rahmeti birleşmiştir.
Hz. Hüseyin, ağabeyi Hz. Hasan ile birlikte Ehl-i Beyt'in iki nur yıldızı olarak büyümüştür. Çocukluklarından itibaren birbirlerine sevgi, saygı ve fedakârlıkla bağlı olmuş, hayatları boyunca birlik ve kardeşliğin en güzel örneğini sergilemişlerdir. Hz. Hasan'ın hilafet uğruna kan dökülmesini engellemek için gösterdiği sabrı ve sulhu destekleyen Hz. Hüseyin, ağabeyine duyduğu hürmeti hiçbir zaman eksiltmemiştir. Onların kardeşliği, makam ve dünya menfaatinden uzak, Allah rızasına adanmış bir muhabbetin sembolü olmuştur.
İslâm rivayetlerinde Cebrâil'in (a.s.) Hz. Hüseyin'e olan ilahî ikramın habercisi olduğu nakledilir. Resûlullah'a gelerek Hasan ve Hüseyin'in cennet gençlerinin efendileri olduğunu müjdelemiş, ayrıca Kerbelâ'da yaşanacak büyük imtihanı haber vermiştir. Rivayetlerde Cebrâil'in Kerbelâ toprağını getirerek Resûlullah'a gösterdiği ve Efendimizin bu haber karşısında gözyaşı döktüğü anlatılır. Bu rivayetler, Hz. Hüseyin'in daha çocuk yaşlarından itibaren ilahî hikmet içinde seçkin bir makama sahip olduğunun sembolik ifadesi olarak İslâm kültüründe önemli bir yer edinmiştir.
Hz. Hüseyin'in güzel ahlâkı, Kur'an'ın ve Resûlullah'ın ahlâkının canlı bir yansımasıdır. O, cömertliğiyle gönülleri doyurmuş, merhametiyle mazlumların sığınağı olmuş, tevazusuyla büyük-küçük herkesin sevgisini kazanmıştır. Doğruluktan asla ayrılmamış, emanete sadık kalmış, affetmeyi intikamdan üstün tutmuş ve sabrı en ağır imtihanlarda bile elden bırakmamıştır. O, haksızlık karşısında susmayan vicdanın, adalet uğruna fedakârlığın ve Allah'a teslimiyetin en güzel timsallerinden biridir.
Hz. Hüseyin, sadece Ehl-i Beyt'in mübarek bir ferdi değil; asırları aşan bir hakikat meşalesidir. Adı anıldığında gönüller hürmetle eğilir, Kerbelâ'nın hüznüyle gözler nemlenir ve insanlık, onun şahsında izzetin, sadakatin ve ilahî aşka bağlılığın en yüksek örneğini hatırlar. O, gönüllerin sultanı, mazlumların umudu ve Resûlullah'ın ümmetine bıraktığı en kıymetli emanetlerden biridir. Onu sevmek; doğruluğu, merhameti, sabrı ve insanlık onurunu sevmektir. Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi daima onun, Ehl-i Beyt'in ve onların izinden samimiyetle yürüyenlerin üzerine olsun.
KAYNAKÇA;
Buhârî, Muhammed b. İsmâil. el-Câmiu’s-sahîh. (Özellikle "Menâkıb" ve "Fezâilü Ashâbi'n-Nebî" bölümleri).
Müslim b. Haccâc. el-Câmiu’s-sahîh. (Özellikle "Fezâilü’s-sahâbe" bölümü).
Tirmizî, Muhammed b. Îsâ. el-Câmiu’s-sahîh (Sünen-i Tirmizî). (Özellikle Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in faziletlerine dair hadisler).